30 Ocak 2011 Pazar

Bira ve çiğ yumurta

Daha önce bir araya gelmeleri ihtimalini aklımın ucundan geçirmediğim ikili. Olay şu şekilde cereyan eder: The Verdict adlı film izlenirken başrol oyuncusu bir barda bira içerken görülür. Tezgahın üzerinde yumurta kutusu vardır, adam içinden bir yumurta alır, onu bira dolu bardağın içine kırar, kabuğu çok karizma bir şekilde yere fırlatır, bardağı hiç karıştırmadan birayı kafasına diker. Bu noktada film durdurulur ve google'a başvurulur.

Evet sevgili dostlar, aranızda bunu duymuş olanlar varsa şaşkınlığımı mazur görsünler; zira bira ve sigara külü bileşimi karşısında afallamış şu zavallı, çiğ yumurta karşısında tamamen çaresiz kalmıştır. Duymayanlar için de hemen yeni öğrendiklerimi paylaşayım; efendim birayı bu şekilde içmek bir dönem çok popülermiş, en önemli misyonu ise akşamdan kalmalığın belirtilerini ortadan kaldırmakmış çünkü yumurtanın içinde, alkolün öldürdüğü bir antioksidanı üreten sistein adlı aminoasit varmış. Biyoloji dersi son ermiştir. Dağılabilirsiniz.

internetteki saçma sapan oyunlar

sınav zamanlarında internetin tamamen kişiyi baştan çıkaran bir cazibe merkezine dönüşmesi sonucu saatlerin boşa harcanması durumunun nihai kazanımlarıdır. öğrenci bu dönemde hayatında hiç oynamadığı kadar oyun oynar; hatta eskiden oynadığı oyunlardaki geçemediği görevleri bir bir geçer. sonuçta final dönemi bu şekilde geçip gider. peki ya sonra? sınavların bitmesiyle tamam önce bi içmece dağıtmaca gezip eğlenmece faslı yaşanır, bu saçma internet siteleri unutulur. tahmini bir hafta on gün sonraysa masa üstünde veya sık kullanılanlarda göze ilişen linkler, dosyalar açıldıkça nostaljik anlar yaşanır. misal:
http://www.nationstates.net/nation=niannia

görüldüğü gibi oyuna tam da finallerin ortasında başlanmış. hem de pazar günü! ertesi gün çılgın bir sınav varken. üşenilmemiş ülke mülke kurulmuş, şakalı bayrak bulunmuş, ulusal hayvan hatta motto bile seçilmiş. şimdi bir iki gündür girip legislation falan yapıyorum. yine oynamaya başladım yani. niye mi? tabii ki çalışmam gereken bir bütünlemem olduğu için!

Kim var imiş biz burada yoğ iken (bir itiraf öyküsü)

Cemal Kafadar'ın kitabı.Metis Yayınları'ndan çıkmış falan.Çok da güzel.Müdür'den almıştım.Hemen okudum aslında ama hemen okuduğumu söyleyemedim.Neden mi?Let me tell you something:
Kitabı aldığımın ertesi günüydü yanılmıyorsam.Vapurda,otobüste her yerde okuyorum kitabı ama çok dikkat ederek aman bi yerine bişey olur yok kenarı kıvrılır vs...En son vapurda okudum.İki defterimin arasına yerleştirdim bişe olmasın diye.Sonra okula gelince baktım ki daha vakit var kitabımı açayım da okuyayım dedim.Kitabı çıkardım ki Tanrııımmm!!!Önce başım döndü sonra midem bulandı.Yer gök bir oldu başıma yıkıldı ama yıkılmadan önce alttan vurup sarstı.Kitabın kapağı çizilmiş idi...Kime derdimi açtıysam eyvah dedi.Müdür'ün kitabı dedi.Yandın dedi.Kesin çok fena yapar seni dedi.Başka çaresi yok git konuş dedi.
Ben de artık bu utancı içimde taşıyamayacağıma karar verdim.Evet Sevgili Müdür.Kitabının kapağını bilemeden çizdim.(Hem de 2 ay önce falan)Hatta çizdikten sonra okulda okudum,sen yanımdan geçerken de sinsi gibi sakladım.Evet hepsini ben yaptım.(HASSİKTİR ŞU AN MÜDÜRLE TELDE KONUŞUYORUM BUNU DA YAPTIM EVET:)
Müdürcüm valla aldım kitabının yenisi(yani tabi senin kitabın gibi olmaz ama).Söyleyemedim sana bi türlü.Affet beni de bitsin bu işkence valla çok üzüldüm bi tuhaf oldum ya...
(bkz: ben tam bunları yazarken müdürün beni aramasıyla gelen şaşkınlık)
(bkz:mübarek adam mıdır nedir)

26 Ocak 2011 Çarşamba

Doughnut (donut)

Finaller sonrası kausalitat tarafından eve getirilen ve bir yiyecek üzerinden yapılan en iyi tespite yol açan gavur simidi.

Olay şöyle: Ben donutu lahamcun gibi dürüm yapıp, ağzıma tepip yiyorum, içinde ne varsa akıyor tabi. Bunun üzerine yellow president'tan gelen "oolum nabiyon la o öyle lahmacun gibi yenir mi?" isyanından sonra şöyle düşünüyorum:

"Ben donutu dahi dürüm yapıp yiyorsam, demek ki hala yeteri kadar batılılaşamamışım la"

(bkz. tanzimat dönemiyle başlayan batılılaşma hareketi)
(bkz. 170 yıl olmuş, hala mı lan?)

24 Ocak 2011 Pazartesi

home is wherever i'm with you

Yahu uyku tutmadı.İnternette biyerleri karıştırırken şu şarkıyı buldum.Hoşuma da gitti.Hadi dinleyin,seversiniz belki...

(bkz:http://www.mtvmusic.com/artist/edward_sharpe_and_the_magnetic_zeros/videos/452305/home )

18 Ocak 2011 Salı

Gereksiz Bira İçmek

En olmadık zamanlarda insanın aklına düşen ve "Abi çok yoruldum, zaten sınavdan da çıktım, dur şurada bir bira içeyim de kafam yerine gelsin. Eve gidince biraz uyur sonra çalışırım" gibi zararsız bir bahaneyle başlayan, içilen 1o-20 biradan sonra insanın kendisini ; midesiz, zihinsiz, sarsılmış elinde yarısı içilmiş bir şişe birayla hayatı sorgular halde bulduğu süreç.

(bkz. Ne gereksiz içtik ya)
(bkz. Hop müdür, gel lan bi bira be)

16 Ocak 2011 Pazar

famous blue raincoat

bir şarkıdan bekleyebileceğiniz bütün hüzünlere sahip, muhteşem l. cohen şarkısı.
saat şarkıdaki gibi sabahın bilmem kaçıdır. bir şeye aklın takılır. bir şey birilerini hatırlatır. bu sırada şarkıda bir mektup yazılmaya başlar. sen hayatını gözden geçire dur. şunu mu yapsam bunu mu etsem, ne biçim adamım falan derken adamın biri gider çöllere evler kurar mavi yamurluğunu eskitir. dünyanın en hüzünlü anında arkadan jane kalkar. selam gönderir. senin dikkatin dağılır. hikayeye kulak kesilirsin. ağzın açık kalır. cohen imzasını atar. sonra sessizlik. sonra bir daha. sabaha kadar dinle dur artık.

neyse ben de böyle oldu. daha saçmalayıp bulandırmadan sözleri ve linki koyayım da size de bulaşsın.

It's four in the morning, the end of December
I'm writing you now just to see if you're better
New York is cold, but I like where I'm living
There's music on Clinton Street all through the evening.

I hear that you're building your little house deep in the desert
You're living for nothing now, I hope you're keeping some kind of record.

Yes, and Jane came by with a lock of your hair
She said that you gave it to her
That night that you planned to go clear
Did you ever go clear?

Ah, the last time we saw you you looked so much older
Your famous blue raincoat was torn at the shoulder
You'd been to the station to meet every train
And you came home without Lili Marlene

And you treated my woman to a flake of your life
And when she came back she was nobody's wife.

Well I see you there with the rose in your teeth
One more thin gypsy thief
Well I see Jane's awake --

She sends her regards.
And what can I tell you my brother, my killer
What can I possibly say?
I guess that I miss you, I guess I forgive you
I'm glad you stood in my way.

If you ever come by here, for Jane or for me
Your enemy is sleeping, and his woman is free.

Yes, and thanks, for the trouble you took from her eyes
I thought it was there for good so I never tried.

And Jane came by with a lock of your hair
She said that you gave it to her
That night that you planned to go clear

Sincerely, L. Cohen"

bu da link. http://www.youtube.com/watch?v=6fMnF0Fvdpo

dinleyiniz.

bulaşıcı bir hastalık: örümceklik

enfeksiyon hızı yavaş bir hastalıktır, hastaya yavaş yavaş nüfuz eder fakat etkileri bir anda ortaya çıkar. rotasyon'un hastalığı ilk bulaştırdığı kişi lillajag olmuştur. bu gece itibariyle, madurun ceplerine bardak doldurmak, koynuna ketçap sokmak, ekmeğine karabiber ekmek gibi ilk etkilerine liteashtele ve ben maruz kaldık. guşbaşkanın yapılan örümceklikler karşısında "çok eğleniyorum" açıklamaları kafalarda soru uyandırmıştır.

15 Ocak 2011 Cumartesi

ayar sıcak yenen bir derya yemeğidir.

sınavlar bitse de derya yine bize yemek yapsa da yesek..

(bkz: muhteşem dolma)
(bkz: muhteşem türlü)

Anour Brahem ( Enver İbrahim)

Yaklaşık 3 haftadır internet bulduğum her ortamda dinliyorum.
Ne demek Leila , au pa de karüsel?

14 Ocak 2011 Cuma

22 Ocak 2011 Birinci Gamdefeden Zirvesi

Finallerin bitimini takiben gerçekleştirilmesi planlanan hede. İşbu başlığın açılmasını buyuran Berk başta olmak üzere tüm sözlük yazarlarının katılımı temenni edilmektedir.

(bkz. Sözlük sana söylüyorum, müdür sen anla.)

Kadıköy'ün Gözden Düşmesi

Müdür'ün başlattığı akıma Lillajag ve Rotasyonun da katılımıyla
birden bire gül apt. no.4'ün boşalması hadisesi. Bu hadisenin
sebepleri tam olarak açıklanamamıştır. Sanayi devrimi ya da
burjuvazinin güçlenmesi gibi nedenler öne sürülse asıl nedenin,
akımın öncüsü müdürün diğerleri üzerinde yarattığı nedensiz etki
olduğu öne sürülebilir.

Hadisenin'nın

*Sarı'nın üsküdara Kalyoncuya sığınması,
*Kazdal'ın ve Hacı Bakkalın satışlarınıdaki gözle görülür düşüş,
*Munzur Tekel Bayii'nin geçici olarak tükkanı kapatıp tatile çıkması,
gibi olaylara neden olduğu gözlemlenmiştir.

10 Ocak 2011 Pazartesi

"guş" kelimesiyle başlayan sevgi sözcükleri

Her ne kadar insanı dehşetten dehşete sürüklemese de,bir süre algılayamadığınız,algıladıktan bir süre sonra iyi bişe mi şimdi bu diye kendi içinizde düşünüp durduğunuz,baya bi süre sonra da alışıp sevimli gelmeye başlayan tamlama çeşitleri

bkz:guş gafası
bkz:guş gagası
bkz:guş gedisi
bkz:guş başkan ...

9 Ocak 2011 Pazar

Guş (6 telekli cennet guşu vs.)

İnsanı dehşetten dehşete sürüklerken bir yandan da şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen guş. Tamam sex her zaman iyi bişey ama ben çiftleşmek için bu kadar garip hareket yapılması taraftarı da değilim, açık söyliyim. Tamam dans bir yere kadar da renk değiştirme olmamış, hoplama zıplama olmamış onu da ilave edeyim.

(bkz. aşağıdaki video)

http://www.youtube.com/watch?v=ARVbLaYbSjo

tighten up

klibi bir anda çok tanıdık gelen, özellikle rotasyon ve lillajag'ın geleceğinden olası kareleri gözümün önüne getirerek gülmeme ve düşünmeme neden olan, hayallerime şaşa fahrini ve liteashtele'yi katmamla daha da şenlendiğim the black keys şarkısı

8 Ocak 2011 Cumartesi

Porsuk

Planet Earth izlerken tanıştığım ve gerek görüntüsü gerek davranışıyla aşşırı şekilde ozan kürene benzettiğim şuu vukuundan beter hayvan.

(bkz. acayip hayvanlara benzirsen)

lillajag'tan önce entry girmek

al..